yazma stratejileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yazma stratejileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Ekim 2015 Pazartesi
Kasım ayı kapıda! #NaNoWriMo ve #AcWriMo için hazır mısınız?
Herkese selamlar,
Kasım ayı kapıda! ve NaNoWriMo zamanı! Eğer blogu bir süredir takip ediyorsanız, geçen sene de ABD'de düzenlenen National Novel Writing Month (NaNoWriMo - Ulusal Roman Yazma Ayı)'na katıldığımı ve tezimi bu şekilde yazdığımı biliyorsunuz. Tez bitti :) ama yazma tabii ki bitmedi! Ben bu kasım ayında da Nanowrimo, daha doğrusu onun akademik versiyonu olan AcWriMo'ya katılacağım. Eğer sınırlarınızı zorlamak ve yazmak istiyorsanız siz de bana katılabilirsiniz. Detaylar için aşağıdaki iki yazıma bakmayı unutmayın ve sorularınız varsa bu yazının altına yorum bırakın. Elimden geldiğince cevap vereceğim.
Yazmak istiyor ama nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız, daha önce iki ay boyunca uyguladığım yazma rutini yazılarına da göz atabilirsiniz. Ben her gün blog yazısı yazmayacağım bu sefer, ama her gün bloga girerek ve ilgili blog yazısını takip ederek siz de yazma rutininizi oluşturabilirsiniz. Sorularınız olursa cevaplamak için burada olacağım.
Defterler, kalemler hazırlasın! Hep beraber yazıyoruz!
NaNoWriMo ya da AcWriMo için:
- #AcWriMo başlıyor!
- #AcWriMo Planım - Nasıl yazıyorum? 16
Yazma rutini yazıları için:
- Haziran 2014 hazırlık yazıları:
1. Yeni ay, yeni alışkanlıklar - Yazma rutini oluşturmaya var mısınız?
2. Neden ve nasıl yazacağız? - 5 soru ve cevapla yazma rutinine genel bakış
- Haziran 2014 ilk yazısı: Neden yazıyoruz? Yazma rutini/2 adım 1
(Takip eden günlerde de diğer adımları bulacaksınız. İlk yazma rutininde ne yazdığımı merak ederseniz her yazı sonundaki bağlantıya tıklamanız yeterli.)
- Bütün yazma stratejilerine ulaşmak için: Yazma stratejileri
8 Temmuz 2015 Çarşamba
Birine mektup yazabilmek... - Nasıl yazıyorum? #27
"...Birine fikirlerinizi aktarabildiğinizi hissetmek, masanıza oturup kalemi elinize almak, düşüncelerinizi kelimelere dökmek gerçekten muhteşem!" demiş Haruki Murakami. Pinterest'te Little Girl Designs'in mektup yazmaya başlangıç için konu önerilerine denk gelince yaz için yazma projeleri arayanlara güzel bir öneri olacağını düşündüm. Mektup yazacağınız kişiyi bulduktan sonra aslında ne yazacağınıza karar vermek zor olmasa gerek. Yine de size birkaç fikir:
1. Cesaret verici bir mektup,
2. Kendi amaçlarınızdan bahseden bir mektup,
3. Gününüzden, projelerinizden bahseden bir mektup,
4. En son gezdiğiniz şehirden, müzeden, sergiden ve size hissettirdiklerinden bahseden bir mektup,
5. ya da hepsinden az az bahseden bir mektup...
Little Girl Designs mektubunuza fotoğraf, kartpostal, kağıttan objeler, karalama, resim ya da şiir ekleyebileceğinizden de bahsetmiş. Bence çok güzel fikirler.
Ben en son İngilizce öğrenirken mektup arkadaşıma mektup yazmıştım sanırım. Siz en son kime mektup yazdınız?
Yaz ve tatile özel başka bir yazma projesi için, daha önce bahsettiğim bu kartpostal projesine de göz atmayı unutmayın.
30 Haziran 2015 Salı
Rahat zamanlar...
Herkese selamlar,
Uzun zamandır yazmadım, yazacağım dememe rağmen. Kusuruma bakmayın. Instagramdan duyurdugum gibi, tezimi teslim ettim. Raporlar, savunma, düzeltmeler derken önümde daha çok uzun bir yol var, ancak önemli bir aşamayı atlattım.
Uzun zamandır yazmadım, yazacağım dememe rağmen. Kusuruma bakmayın. Instagramdan duyurdugum gibi, tezimi teslim ettim. Raporlar, savunma, düzeltmeler derken önümde daha çok uzun bir yol var, ancak önemli bir aşamayı atlattım.
![]() |
| Kaynak: Jill Shalvis |
Tezimi yazarken en çok özlediğim şey kitap okumaktı. Okuyordum ama bir yandan da vicdan azabı çekiyordum o sırada tezime vakit ayırmadığım için. Aynı şey filmler için de geçerli. Vicdan azabına gerek yok artık. Okuduklarımı, okuyacaklarımı ya da okumak istediklerimi Goodreads'den listelemeye başladım. Bu arada Yaz okuma şenliğine de katılıyorum. Yanımda Türkçe kitap az olduğu ve ben yeni ve eski Türkçe eserlere vakit ayırmak istediğim için tam olarak listemi yapmadım, ama yakında şekillenir.
Yazma projeleri de devam ediyor tabii ki. İki makale projem var. Bir arkadaşımla beraber Ağustos'tan itibaren Belcher'in Write Your Journal Article in 12 Weeks kitabından faydalanarak makale yazmaya karar verdik. Ben o zamana kadar yazmaya ve çalışmaya devam edeceğim. Bir yandan da henüz stresten kurtulmuş değilim, sık sık "tezimin şurası olmadı", "burası da hatalı" gibi düşüncelere kapılıyor, endişeleniyor, sıkıntı yaşıyorum. "Mükemmel iyinin en büyük düşmanıdır." demişti bir keresinde hocam. Kendime hatırlatmaya çalışıyorum ama nafile. Tavsiyeleriniz varsa bu konuda dinlemek isterim.
Yazma tavsiyelerine elimden geldiğince devam edeceğim. Umarım yaz geldiği için sizin de yazmaya daha fazla vakti olur. Günün sözü de bunu size hatırlatıcı olsun:
"Bir yazar hiç bir zaman tatil yapmaz. Bir yazarın yaşamı ya yazmak, ya da yazmak hakkında düşünmekle geçer."
- Eugene Ionesco
Herkese iyi haftalar!
Yazma projeleri de devam ediyor tabii ki. İki makale projem var. Bir arkadaşımla beraber Ağustos'tan itibaren Belcher'in Write Your Journal Article in 12 Weeks kitabından faydalanarak makale yazmaya karar verdik. Ben o zamana kadar yazmaya ve çalışmaya devam edeceğim. Bir yandan da henüz stresten kurtulmuş değilim, sık sık "tezimin şurası olmadı", "burası da hatalı" gibi düşüncelere kapılıyor, endişeleniyor, sıkıntı yaşıyorum. "Mükemmel iyinin en büyük düşmanıdır." demişti bir keresinde hocam. Kendime hatırlatmaya çalışıyorum ama nafile. Tavsiyeleriniz varsa bu konuda dinlemek isterim.
Yazma tavsiyelerine elimden geldiğince devam edeceğim. Umarım yaz geldiği için sizin de yazmaya daha fazla vakti olur. Günün sözü de bunu size hatırlatıcı olsun:
"Bir yazar hiç bir zaman tatil yapmaz. Bir yazarın yaşamı ya yazmak, ya da yazmak hakkında düşünmekle geçer."
- Eugene Ionesco
Herkese iyi haftalar!
6 Nisan 2015 Pazartesi
Kalem, kağıt ve not alma - Nasıl yazıyorum? #26
Yeni keşfettiğim ve kağıt, kalemle haşır neşir olan, not almayı seven ya da not almak zorunda olan herkese yol gösterebilecek bir siteden bahsedeceğim bugün: Think Clearly Kağıt ve kalemle not alma; okunabilir yazma; renkleri, şekilleri ve sayfa düzenini doğru ve verimli kullanmanın inceliklerini bulabileceğiniz (İngilizce) 10 modüllük dersi kaçırmayın. Çok zamanınızı almayacak ve mutlaka faydalı ipuçları verecek. Teknolojiden vazgeçemeyenler için ise Ipad kullanımıyla ilgili bir ders de var.
Herkese iyi haftalar!
30 Mart 2015 Pazartesi
Çocukları yazma sürecine dahil etmek - Nasıl yazıyorum? #25
The Professor is In'den Karen L. Kelsky, bundan yaklaşık 10 gün önce Facebook sayfasında ebeveyn yazarlar için bir çağrı yaptı ve kendinin de çocukları ile beraber nasıl yazdığını gösteren fotoğraflarını paylaştı. Benim çocuğum yok, ama birçok arkadaşım doktoralarına devam ederken çocuk sahibi oldu. Günlük aile/kişisel hayatları ile akademik kariyerleri arasındaki dengeyi bulmakta güçlük çektiklerini biliyorum. Tabii ki bu denge bütün yazarlar için bulunması ve sürdürülmesi zor bir denge. Peki bu dengeyi bulan ve koruyabilen yazarların stratejileri neler?
Ben bu konuda yine The Professor is In'de konuk yazar Katherine Vukadin'ın deneyimlerini sizinle paylaşmak istedim. Vukadin bir hukuk profesörü ve çalışma arkadaşlarından biri beraber kitap yazmayı teklif edince reddedemiyor, ama üç çocuğu ile nasıl hedeflerine ulaşacağı konusunda da başta emin olamıyor. Vukadin'ın tavsiyeleri arasında çocuklarının meşgul olduğu oyun, kamp, okul zamanlarının hepsini yazmaya ayırmak var öncelikle. Bunun dışında başka zamanlar da yaratmış Vukadin. Mesela çocuklarının pazar akşamları babalarıyla sinemaya gitmelerini sağlamış ve bunu bir aile geleneği haline getirmişler. Onlar sinemadayken o da kitabını yazmış. Çocuklarının büyük bir zaman dilimini evde geçirdikleri yaz süresince de Vukadin, çocuklarına "rüşvet" vermiş, onları tatlılıkla da olsa kandırmış ya da onlara yalvarmış ve sonuç olarak kitabını zamanında bitirmiş. Kitabı ve yazma süreci aslında hiç beklemediği bir etki de yaratmış: Özellikle büyük oğlu kitabını sahiplenmiş ve onunla gurur duymuş, hatta kendisinin de ileride bir kitap yazabileceğini söylüyormuş. Bence bu anlamda kullandığı taktikler bir şekilde çocuklarının kitap projesini sahiplenmesini ve dolaylı da olsa katkıda bulunmalarını sağlamış ve sonuç iki taraf için de tatmin edici olmuş.
Blog yazarları arasında da çocuğu dünyaya geldikten sonra dengeyi bulmakta güçlük çektiğinden bahseden, hatta yazmaya ara verenleri sıklıkla görüyorum ve okuyorum. Aynı şey, nedeni ne olursa olsun, kişisel ve profesyonel hayat dengesi bulmakta güçlük çekenler için de geçerli. Ama başkalarının deneyimleri gösteriyor ki yazmak isterseniz gayet yaratıcı çözümler bulabilir ve hedefinize ulaşabilirsiniz.
Herkese iyi haftalar!
20 Mart 2015 Cuma
1/3 - Nasıl yazıyorum? #24
The Guardian'ın derlediği diğer Michael Moorcock yazma tavsiyeleri ise burada.
Herkese iyi haftasonları!
18 Şubat 2015 Çarşamba
Giriş ve Sonuç: Adım 1 - Nasıl yazıyorum? #23
(Yeniden) başlangıç yazısından sonra, yazma stratejilerinden konuşmaya devam edelim: Yazılarımızı giriş, gelişme ve sonuç olarak üç bölümde yazmamız gerektiğini sanırım herkes kompozisyon derslerinden hatırlıyor. Bu kadar üzerinde durulmasının nedeni ise, bir yazının okunurluğunun bu iki bölüme bağlı olmasından. Bir yazı, giriş bölümü okuru ne kadar iyi yönlendirebilir ve yazının kapsamını ne kadar iyi belirlerse; sonuç bölümü de anlatılmak istenileni ne kadar iyi özetleyebilirse aslında vermek istediği mesajı verebilir. Peki iyi bir giriş ve sonuç nasıl yazılır?
Bu konuyu uzun uzadıya ele almak gerekiyor, bu yüzden de birkaç yazıda yazmak en iyisi olacak diye düşündüm. Üstelik bu şekilde, adım adım bir kontrol listenizde olacak elinizde. Bunları ben sistematik olarak yapıyor ve çok iyi yazılar yazıyorum diye bir şey aklınıza gelmesin. Ben de sizinle beraber bazı şeyleri hatırlıyor, bazılarını da öğreniyorum.
Adım 1: İyi bir giriş ve sonuç en son yazılır. Evet doğru duydunuz. Ben yazı yazarken önce ana fikri belirleyip sonra gelişmeyi, ardından sonuç bölümünü, en son da giriş bölümünü yazıyorum.
Neden? Çünkü, ana fikre ilk önce karar vermiş olsam bile yazım sürecinde fikrimin değişebileceğini, elimdeki farklı düşüncelerin/kanıtların birbirleriyle bağlantılarının yazma sürecinde başka yerlere varabileceğini biliyorum. Bu nedenle önce gelişme bölümünü yazıyorum ve ana fikrin mantık çerçevesinde ilerlemesini sağlıyorum. Bundan sonra sonucu yazıyorum gelişme bölümünün bir özeti ve genel çerçevede tartışması şeklinde. En son olarak da girişi yazıyorum. Ondan sonra neler geleceğini bilmek hem yeterli genel bilgiyi vermemi sağlıyor, hem de gelişme ve sonuç kısmında cevap verdiğim soruların ne olduğunu biliyorum. Giriş kısmında da bu soruları soruyorum.
Bundan sonra iki bölüm daha olacak: İlkinde sonuç bölümünün detaylarını, ikincisinde de giriş bölümünde neler olmalı üzerinde duracağım.
Herkese iyi haftalar!
29 Aralık 2014 Pazartesi
"Bir kitap daha okumalıyım..." Nasıl yazıyorum? #22
Yılın son yazısı yine nasıl daha verimli bir şekilde yazabilecegimizle ilgili ve Writing Your Journal Article in 12 Weeks'in yazarı Wendy Laura Belcher'den.
Akademik çalışma yapanlar genelde yazmaya başlamadan önce konu ve disiplinle ilgili daha önce yazılmış her şeyi okumak zorunda hissederler. Özgün çalışma yapmanın bunu gerektirdiğini hepimiz biliriz. Tekrardan ve orijinal olmamaktan korkarız. Halbuki Belcher'e göre, okumaları bitirmeden yazmaya başlamalısınız, çünkü aslında okunacaklar listesi kısalmanın aksine gitgide uzar. Hatta o kadar çok okursunuz ki yolunuzu, ana fikrinizi kaybeder, içinden çıkılmaz bir yola girersiniz. Halbuki yazarken araştırma yapmaya ve okumaya devam ederseniz, daha çabuk ilerleme şansınız artar, çünkü aslında işinize yaramayacak büyük bir yazın yığınını okumanıza gerek kalmadan en baştan elersiniz. Üstelik teknoloji devrimi her türlü bilgi ve yayına ulaşımı kolaylaştırırken, bir araştırmacı olarak alanınızdaki her türlü gelişmeden haberdar olmanızı neredeyse imkânsızlaştırıyor. Bu yüzden, en başarılı araştırmacılar her türlü yayını okumuş olanlardan değil, bu bilgi denizi içinde yolunu kaybetmeden hedefine ulaşanlar arasından çıkacak diyor Belcher.
Aynı şey kurgu yazarları için de geçerli bence. Eğer bir roman ya da hikaye yazıyorsanız, döneme, coğrafyaya, karakterlerin toplumsal sınıfına, toplumsal kurallara, vs. uygunluğundan emin olmak için mutlaka araştırma yapmanız gerekiyor. Ancak bu araştırma evresi uzadıkça yazmaya başlamanız gecikecek ve hikayenizi, romanınızı bitirmeniz gitgide daha fazla zaman alacaktır. Anafikirden uzaklaşma riskinin artması da çabası. Araştırma yaparken seçici olmayı ve kendinize sınırlar belirlemeyi öğrenmeniz gerek.
Günün sözü:
"Yazmak büyük bir ayrıcalık, ancak bir armağan da. Kendinize ve başkalarına vereceğiniz bir armağan."
- Amy Tan
Herkese şimdiden mutlu yıllar!
15 Aralık 2014 Pazartesi
8 Aralık 2014 Pazartesi
Kendi sesini bulmak, kendi sesiyle yazmak - Nasıl yazıyorum? #20
Kendi düşüncelerini başkalarınınkinin arkasına saklamadan yazmak, özellikle akademik çalışma yapanlar için çok önemli. Eğer bilimsel çalışmanın amacı bizden önceki araştırmacıların bilgilerinin üstüne koyarak bu dünyaya dair bildiklerimizi her geçen gün artırmak ise, bilime katkılarımızın mutlaka altını çizmeliyiz. Cassandra Steer'a göre başarılı bir doktora tezinin ve akademik yayınların anahtarı bu. Bence de akademik literatür ile kendi bulgularımız ve düşüncelerimiz arasında önemli bir denge var. Bu denge bulunduğu zaman başarılı bir yazar olabiliriz.
Bu tavsiye kurgu yazarları için de geçerli bence. Orijinal olmak, başkalarını taklit etmeden kendi yazma stilini bulmak çok önemli. Ancak bu, sadece yeteri kadar okuduğunuzda ortaya çıkıyor. Bu yüzden, farklı yazarları ve yazma stillerini tanımak ve kendi sesini bulmak kolay olmasa da yazar olmak isteyen herkesin üzerine düşünmesi ve uğraşması gereken bir alan. Sadece iyi fikirler bulmak ne yazık ki yeterli değil.
Sizce kendi sesini bulmak ne kadar önemli yazarken? Çok ve farklı türleri okumak dışında neler yapılabilir kendi sesimizi bulmak için?
Günün sözü:
"Bir yazar olarak yargılamamalı, anlamalısınız."
- Ernest Hemingway
1 Aralık 2014 Pazartesi
Bir defter hikayesi #4 - "Mutlu eden şeyler" defteri
AcWriMo dün sona erdi ve ben hedeflerimi gerçekleştiremedim. Tam bir hayal kırıklığı oldu benim için. Bir sonraki AcWriMo'ya daha düzenli ve kararlı başlamayı kafaya koydum.
Hayal kırıklığına ne iyi gelir peki, biliyor musunuz? İyi ve mutlu şeyler düşünmek ve kendinize daha önce başardığınızı ve tekrar yapmanın aslında o kadar zor olmadığını hatırlatmak. Bunun yolu da yine yazmaktan geçiyor.
Bu gördüğünüz defteri tam dokuz yıl önce ben ilk defa yurt dışına eğitim için çıkarken hediye etmişti bir arkadaşım. İlk sayfasına Turgut Uyar'ın
dizelerini ve "Bir yıl sonra yine buralarda ve birlikte olalım." yazmıştı.
O zamandan beri bu defteri saklıyor, bu güzel sözlere layık ne yazabilirim içine diye de düşünüyordum. Eylül ayında yine sıkıntı ve hayal kırıklığının yoğun olduğu günlerden birinde, bir Toastmasters konuşmasında duyduğum her gün bizi mutlu eden şeyleri yazma düşüncesi aklıma geldi. Bildiğiniz günlük gibi ama sadece iyi, güzel şeyleri yazıyorsunuz. Bu aralar bloglarda sıkça gördüğüm "şükrettiğim şeyler" yazıları gibi aslında.
Ben en az 3 şey yazmaya çalışıyorum ama bazen bir bakıyorum da liste uzamış da uzamış. Bazen de aklıma hiç bir şey gelmiyor, hatta canım yazmak da istemiyor ama kendimi zorluyorum. Bazen de bir kaç kurabiye hatırlamama yardımcı oluyor.
Hayal kırıklığına ne iyi gelir peki, biliyor musunuz? İyi ve mutlu şeyler düşünmek ve kendinize daha önce başardığınızı ve tekrar yapmanın aslında o kadar zor olmadığını hatırlatmak. Bunun yolu da yine yazmaktan geçiyor.
Bu gördüğünüz defteri tam dokuz yıl önce ben ilk defa yurt dışına eğitim için çıkarken hediye etmişti bir arkadaşım. İlk sayfasına Turgut Uyar'ın
"Hatırla her gün bir çalar saatle oynadığını
Çalar saatler bir çocuğun uyanılacak uykusudur."
dizelerini ve "Bir yıl sonra yine buralarda ve birlikte olalım." yazmıştı.
O zamandan beri bu defteri saklıyor, bu güzel sözlere layık ne yazabilirim içine diye de düşünüyordum. Eylül ayında yine sıkıntı ve hayal kırıklığının yoğun olduğu günlerden birinde, bir Toastmasters konuşmasında duyduğum her gün bizi mutlu eden şeyleri yazma düşüncesi aklıma geldi. Bildiğiniz günlük gibi ama sadece iyi, güzel şeyleri yazıyorsunuz. Bu aralar bloglarda sıkça gördüğüm "şükrettiğim şeyler" yazıları gibi aslında.
Ben en az 3 şey yazmaya çalışıyorum ama bazen bir bakıyorum da liste uzamış da uzamış. Bazen de aklıma hiç bir şey gelmiyor, hatta canım yazmak da istemiyor ama kendimi zorluyorum. Bazen de bir kaç kurabiye hatırlamama yardımcı oluyor.
Hiçbir zaman düzenli olarak günlük tutamadım, ama Eylül ayından beri her gün olmasa da düzenli olarak, en çok da sıkıntılı olduğum zamanlarda yazıyorum bu deftere. Bu yazı umarım 2014 biterken yeni yıl kararlarında günlük tutmaya başlamak olanlara biraz da olsa ilham olur... Bir de arkadaşlarına hediye arayanlara...
24 Kasım 2014 Pazartesi
Masayı düzenlemek - Nasıl yazıyorum? #19
AcWriMo'nun son haftası. Ben hala istediğim verimliliğe ulaşmış değilim. Noel tatili ve hengamesi de yaklaştıkça bu durum daha da zorlaşıyor. #DirenDefter :)
Bugün birçok yerde karşılaştığım bir yazma önerisinden bahsedeceğim. Aslında çok basit: Her çalışma günü sonunda masanızı toplamak. Böylece temiz ve düzenli bir masada yazmaya başlamanın kolaylaşacağını söylüyor tavsiye edenler. Ben bu tavsiyeyi uyguluyorum bir süredir. Hatta bir adım daha ileri götürdüm ve masa üzerinde ertesi gün için kendime notlar ve kısa bir yapılacaklar listesi bırakmaya başladım. Böylece kendime fazladan motivasyon sağlamış oluyorum.
Masanızı toplama tavsiyesi, bilgisayarınızın masaüstü için de geçerli. Aynı şekilde dosyalarınızı düzenlemek, hatta sadece üzerinde çalıştığınız dosyayı bilgisayar masaüstünde bırakmak da konsantrasyonunuzu artırabilir. Yine bilgisayar ekranınıza yapışkan notlar yardımıyla ertesi gün için motivasyon mesajları bırakabilirsiniz.
Günün sözü:
"Bir yazarın zamanının en büyük kısmı okumaya adanmıştır; bir kütüphanenin yarısını bir kitap yazmak için okur."
—Samuel Johnson
Bütün öğretmenlerin öğretmenler günü kutlu olsun.
17 Kasım 2014 Pazartesi
Zihin haritası - Nasıl yazıyorum? #18
Geçen hafta hedeflerimde az da olsa ilerleme sağladım, ama hala istediğim düzeyde değil. Yavaş yavaş ulaşacağım elbet.
![]() |
| By Nicoguaro (Own work) [CC-BY-SA-3.0 (http://creativecommons.org/licenses/by-sa/3.0)], via Wikimedia Commons |
Zihin haritalarını,
- günlük işlerinizde, haftalık planlarınızda ya da daha uzun vadelere yayılacak projelerinizde hedef oluşturmak için,
- sunum ve konuşma hazırlarken ya da toplantı planlarken ana fikir ve üzerinde duracağınız detayları önem sırasına koymak için,
- birkaç kaynaktan toplanmış bilgileri birbiriyle ilişkilendirmek için,
- derste not tutmak, toplantıda konuşulanları tam cümleler yazmadan birbiriyle ilişkilendirmek ve anlamlı bütünler oluşturmak için,
- yeni fikirler ya da aslında çoktan beri zihninizde olan ama nasıl ifade edeceğinizi bilmediğiniz düşünceleri ortaya çıkarmak için kullanabilirsiniz.
Günün sözü:
"Yiyecek, barınak ve arkadaşlıktan sonra bu dünyadaki en çok ihtiyacımız olan şey hikayeler."
- Philip Pullman
10 Kasım 2014 Pazartesi
Kültür fizik - Nasıl yazıyorum? #17
Haftanın stratejisi aslında uzun vadede yazmanıza ve sağlığınızı korumanıza yardımcı olacak bir tavsiyeden oluşuyor. Masa başında oturmam gereken saatler uzadıkça sadece zihinsel yorgunluk değil, fiziksel yorgunluk da baş edilemez hal alıyor. Bunda kuşkusuz yanlış oturmam ve masa ve sandalyelerin her zaman vücuduma uygun olmayışının da etkisi var. Bunların önüne geçebilmenin bir yolu masa, sandalye değişimi tabii ki, ama düzenli aralıklarla ara vermenin, ayağa kalkmanın ve masa başı egzersizleri de yapmanın faydası yadsınamaz. Düzenli ara vermeyi mutfak alarmı tekniği garanti altına alıyor, peki hangi egzersizleri yapacağız? İşte kısa da olsa bir liste:
Masa başında yapılabilecek 6 kolay hareket için, A Cup of Jo,
Hem oturuşunuzu düzeltmek, hem de esneme hareketleri için, Little Miss Redhead,
30 dakikalık aralarda ne yapacağını bilemeyenler için ise Leslie Sansone'un evde yürüyüş videoları.
Günün sözü:
Roman yazmak, gece araba kullanmaya benzer. Sadece farlarınızın ışık tuttuğu alanı görebilirsiniz, ancak bütün yolculuğu bu şekilde yapabilirsiniz.
- E. L. Doctorow
3 Kasım 2014 Pazartesi
#AcWriMo Planım - Nasıl yazıyorum? #16
Dün gece gerçek hayata dönüş yapıldı maalesef. İdari problemler nedeniyle bir günlük ara vermem gerekse de dağda, her şeyden uzak bir kaç gün gerçekten iyi geldi. İlk başlarda sessizlik çok rahatsız ediciydi: Kuş ve evin yanı başından akan kaynağın sesinden başka bir şey duymayınca insan, hele de şehirde büyümüş, hep şehirde yaşamış olunca, normalde huzur vermesi gereken şeyler rahatsız edici olabiliyor başta. Ama alışıyorsunuz, hem de çabuk alışıyorsunuz :) Üstelik, bir haftalık da olsa doğanın sonbaharla gelen değişimine tanık olmak aslında ne kadar insan merkezli yaşadığımızı ve dünyanın kendi dengesini ve değişimini görmezden geldiğimizi hatırlatıyor.
Bir hafta boyunca ne yaptın diye sorarsanız eğer: Bol bol okudum, düşündüm ve aslında ne kadar çok yazılacak şeyim olduğunun farkına vardım. Tez gibi uzun soluklu bir projede, bir süre sonra elinizdeki bulgular ve fikirleriniz gözünüze banal, önemsiz ve değersiz gelmeye başlıyor ne yazık ki. Ben de elimdekileri yazılmaya değer görmediğim için sürekli geciktiriyorum yazma işini. Halbuki bir kaç günlük ara, bir kaç yeni yazar, metot, bakış açısı değiştirebiliyor sizinle araştırmanız arasındaki ilişkiyi. Sanırım okuduklarım yeni bir bağ kurmamı sağladı tezimle. O yüzden motivasyonum arttı. Bu ayın hedeflerine ulaşmak için ihtiyacım olan tek şey de motivasyon zaten.
Şimdi gelelim bu ayın büyük hedefine: Bir türlü başlayamadığım, başlarsam bitiremeyeceğimden korktuğum tezimin ana bölümünü yazmak bu ayın amacı. Bu amaca ulaşmak için ise günde 5 saat çalışacağım. 5 saat az gelebilir gözünüze, sonuç olarak günlük 10 saatlik çalışma sürelerinden bahsediyoruz, değil mi? Ama hanginiz 10 saati yüzde yüz konsantrasyon ile tamamlayabiliyor? Benim için ve çalışma hayatını biraz biliyorsam hiç kimse için iş yerinde geçen 10 saatlik sürenin hepsi de aynı verimde değil maalesef. O yüzden 5 saat hiç de az değil, çünkü mutfak alarmı tekniğini kullanarak, 10 seans demek 5 saat. Başka hiç bir şeyin dikkatimi dağıtmasına müsaade etmeden günde 5 saat çalışabilirsem, eminim önemli bir ilerleme kaydedeceğim. İlk haftanın adımlarını şimdiden belirledim ama diğer haftalar ilerleyen günlerde, ben sistemi oturtunca belli olacak. Bu sefer kelime hedefim yok, çünkü kelime hedefi çalışma biçimime uymuyor. Haftada bir gün tatil yapmaya karar verdim, bütün enerjimi ilk hafta(lar)da tüketmeye niyetim yok.
Bloga gelince; hem beni, hem de bu ay boyunca benimle beraber yazmak isteyenleri motive etsin diye her hafta başı bir yazı mutlaka yayınlayacağım. Yine yazmaya yönelik sözler, müzikler, filmler paylaşmaya da devam edeceğim. Lütfen siz de benimle başarılarınızı, sıkıntılarınızı ama en önemlisi yazdıklarınızı paylaşmaya devam edin.
İyi yazmalar!
Bloga gelince; hem beni, hem de bu ay boyunca benimle beraber yazmak isteyenleri motive etsin diye her hafta başı bir yazı mutlaka yayınlayacağım. Yine yazmaya yönelik sözler, müzikler, filmler paylaşmaya da devam edeceğim. Lütfen siz de benimle başarılarınızı, sıkıntılarınızı ama en önemlisi yazdıklarınızı paylaşmaya devam edin.
İyi yazmalar!
28 Ekim 2014 Salı
#AcWriMo başlıyor!
Kasım ayı, bir ay içinde bir roman yazmak ya da akademik yazma projelerinde ilerlemek isteyenlerin ayı. Temmuz ayında katıldığım yazma kampını hatırlıyor musunuz? Yine aynı prensiplerle yazma ayına katılmak isterseniz, #NaNoWriMo ya da #AcWriMo etiketlerini Twitter'da takip ederek işe başlayın. National Novel Writing Month sayfası kurgu alanında çalışmaları olanlar için birçok kaynak ve öneriler sunuyor. Akademik yazma etkinliklerine katılmak için ise Phd2Published'in 2014 Academic Writing Month sayfasını mutlaka gözden geçirin.
Ben henüz hedeflerimi ve çalışma stratejimi belirlemedim. Haftasonuna kadar bir dağ başında internetsiz, telefonsuz, hem biraz kafa dinleyeceğim, hem de gelecek ayın planlamasını yapıp çalışma yöntemlerini belirleyeceğim. 3 Kasım'da da buradan sizlerle paylaşacağım. Siz de bana katılmak isterseniz hemen hazırlıklara başlayın derim. Defterler, kalemler hazırlansın, bol yazmalı bir ay bizi bekliyor!
14 Ekim 2014 Salı
Bir defter hikayesi #3 - 2015 Ajandam
Dört yıl boyunca QuoVadis ajandam - bazı arkadaşlarımın deyişiyle kara kaplı defterim - her yerde bana eşlik etti. Üç yıl boyunca haftalık düzende kullandım, geçen yıl ise her sayfaya bir gün düzenine geçtim. Ancak son iki yıldır kullanımım git gide azaldı. Çünkü ne boyut ve ağırlık, ne içerik, ne de işlevsellik adına benim ihtiyaçlarımı karşılamıyordu artık ajandam. Ajanda kullanmayınca da bütün randevular, yapılacaklar alt üst oluyor tabii ki. Bu nedenle geçen yıldan beri yeni bir sistem arıyordum. Moleskine, Paperblanks, Planner Pad, Exatime ve daha niceleri. Hiçbiri isteklerimi tam olarak karşılamadı. Ben hem aylık, hem de haftalık planlama yapılabilen, saatleri belirtilmiş ve yapılacaklar listesi oluşturabileceğim, not alabileceğim yeterince alanı olan bir ajanda arıyordum. Sonunda geçen hafta istediğim gibi bir ajandayla karşılaştım.
Kırtasiyeseverler belki de tanıyordur Mark's Tokyo Edge markasını. Yeni tanıştığım ve ilk görüşte "İşte bu!" dediğim ajanda Mark's Tokyo Edge'in Storage.it A5 Ajandası. Elimdeki uluslararası baskı. Sanırım bir de Japonya baskısı var. Storage.it koleksiyonun en önemli özelliği, ön kapağında ziploc denilen fermuarının olması ve dosya işlevi de görmesi. Kapağın iç kısmında kartvizit koyabileceğiniz ve benim gibi etiket saklayabileceğiniz bölümler de mevcut. Ajanda bittiğinde içine düz, kapaksız bir defter yerleştirip bu kapağı kullanmaya devam edeceğim kesin.
Ajanda, kapak sayfası ve kişisel bilgilerinizi not edeceğiniz sayfadan sonra 2014-2017 takvimleriyle karşılıyor sizi. 2014 Eylül - 2015 Aralık arasını, yani 16 ayı kapsıyor, ancak 2016 ve 2017 takvimlerinin de içinde yer alıyor olması önceden plan yapmayı sevenler için güzel bir özellik.
Şimdi gelelim ajandanın iç organizasyonuna. Ajanda her ay başında, iki sayfaya basılmış bir aylık görünümle başlıyor. Her ayın ilgili sayfalarına ajandanın sağ tarafındaki sekmelerden çabuk erişim mümkün. Aylık görünüm sayfasında bir önceki ayın ve sonraki iki ayın takvimi ile 6 küçük bölmeye ayrılmış not kısmı yer alıyor. Yine soldaki sayfanın en alt kısmına not alınabilecek bir kısım mevcut.
Aylık görünümden sonra haftalık planlama sayfalarına geliyoruz. Her gün yarım saatlik dilimlere ayrılmış ve sabah 8'den gece 12'ye kadar programınızı not edebilirsiniz. Sağ sayfada ayrıca üçe bölünmüş, noktalı not bölümü yer alıyor. Ajandayı ilk elime aldığımda bu alanı tematik sınıflandırma yaparak kullanırım diye düşünmüştüm ama şimdilik farklı bir organizasyona karar verdim. Bu alanı akademik çalışmalarımı düzenlemek için kullanacağım. İlk bölümü aklıma gelen herşeyi not etmek, ikinci bölümü haftanın hedeflerini yazmak ve üçüncü bölümü ise o hedeflere ulaşmak için yerine getirmem gereken adımları belirlemek için kullanacağım. Bu adımları yine günlere göre takvimime yerleştireceğim. Yazmaya ayıracağım zamanları ise doğrudan haftalık plana yazmayı düşünüyorum ki bu yazma zamanlarında kaytarmayayım, her gün yazabileyim. Kendime "yazma randevuları" ayarlamazsam kolaylıkla vazgeçebiliyorum ne yazık ki. Üstelik bu şekilde daha dengeli haftalık bir planlama yapabileceğim. Umarım bunu yıl boyunca düzenli olarak yerine getirebilirim.
Saat dilimlerinin bittiği yerde yine not almak ve plan yapmak için kullanabileceğiniz bölümler mevcut. Haftalık planlama sayfalarında yine içinde bulunduğunuz ve sonraki ayın takvimi var.
Ajandanın planlama sayfalarını büyük kareli not sayfaları izliyor. Bu kısmı iletişim bilgileri, adresler, yol tarifleri, vs. gibi özellikle yolculukta gerekli bilgileri not almak için kullanacağım sanırım. Bu sayfalardan sonra ise seyahatlerinizde kullanabileceginiz pratik bilgiler yer alıyor; saat dilimleri, ölçü çevirim tabloları, para birimleri gibi.
Ajandanın kağıdı beyaz ve parlak. Yumuşak ve pürüzsüz bir dokusu var ama çok ince. Dolmakalemle yazınca gölgeleme ve kanama yaptı. O yüzden, dolmakalemle kullanmayı tavsiye etmiyorum. Ben dört renkli BIC tükenmez kalemlerimle kullanmaya başladım. Böylece farklı konuları farklı renklerle yazarak sınıflandırma da yapabileceğim.
Ajandanın biri gri, biri kırmızı iki ayracı var. Birini içinde bulunduğumuz hafta için, öbürünü de yıllık plana daha çabuk ulaşabilmek için kullanacağım. Kalem takmak için plastikten yapılmış bir de kalem halkası var, ancak uzun ömürlü olacağını düşünmüyorum. Kalemi doğrudan ajandaya takabilirsiniz. Renkli etiketlerimi, post-itlerimi de ajanda içinde saklayacağım.
2015'te verimli çalışmak ve planlı olmak için her şeyim hazır. Sizin için ajandaların hangi özellikleri önemli? 2015 ajandanızı aldınız mı?
Ajanda, kapak sayfası ve kişisel bilgilerinizi not edeceğiniz sayfadan sonra 2014-2017 takvimleriyle karşılıyor sizi. 2014 Eylül - 2015 Aralık arasını, yani 16 ayı kapsıyor, ancak 2016 ve 2017 takvimlerinin de içinde yer alıyor olması önceden plan yapmayı sevenler için güzel bir özellik.
Bu takvimleri ise iki sayfaya basılmış olarak 2015 yıllık planı takip ediyor. Doğumgünlerini, tatilleri, önemli tarihleri not etmek için ideal, ama bundan fazlasını not etmek için her güne ayrılmış bölüm küçük. Yıllık planı 28 ülkenin 2014 - 2015 önemli gün ve tatil tarihleri izliyor. Ne yazık ki bu 28 ülke içinde Türkiye yok, ama yolculuk planı yaparken faydalı olabilir.
Şimdi gelelim ajandanın iç organizasyonuna. Ajanda her ay başında, iki sayfaya basılmış bir aylık görünümle başlıyor. Her ayın ilgili sayfalarına ajandanın sağ tarafındaki sekmelerden çabuk erişim mümkün. Aylık görünüm sayfasında bir önceki ayın ve sonraki iki ayın takvimi ile 6 küçük bölmeye ayrılmış not kısmı yer alıyor. Yine soldaki sayfanın en alt kısmına not alınabilecek bir kısım mevcut.
Aylık görünümden sonra haftalık planlama sayfalarına geliyoruz. Her gün yarım saatlik dilimlere ayrılmış ve sabah 8'den gece 12'ye kadar programınızı not edebilirsiniz. Sağ sayfada ayrıca üçe bölünmüş, noktalı not bölümü yer alıyor. Ajandayı ilk elime aldığımda bu alanı tematik sınıflandırma yaparak kullanırım diye düşünmüştüm ama şimdilik farklı bir organizasyona karar verdim. Bu alanı akademik çalışmalarımı düzenlemek için kullanacağım. İlk bölümü aklıma gelen herşeyi not etmek, ikinci bölümü haftanın hedeflerini yazmak ve üçüncü bölümü ise o hedeflere ulaşmak için yerine getirmem gereken adımları belirlemek için kullanacağım. Bu adımları yine günlere göre takvimime yerleştireceğim. Yazmaya ayıracağım zamanları ise doğrudan haftalık plana yazmayı düşünüyorum ki bu yazma zamanlarında kaytarmayayım, her gün yazabileyim. Kendime "yazma randevuları" ayarlamazsam kolaylıkla vazgeçebiliyorum ne yazık ki. Üstelik bu şekilde daha dengeli haftalık bir planlama yapabileceğim. Umarım bunu yıl boyunca düzenli olarak yerine getirebilirim.
Ajandanın planlama sayfalarını büyük kareli not sayfaları izliyor. Bu kısmı iletişim bilgileri, adresler, yol tarifleri, vs. gibi özellikle yolculukta gerekli bilgileri not almak için kullanacağım sanırım. Bu sayfalardan sonra ise seyahatlerinizde kullanabileceginiz pratik bilgiler yer alıyor; saat dilimleri, ölçü çevirim tabloları, para birimleri gibi.
Ajandanın biri gri, biri kırmızı iki ayracı var. Birini içinde bulunduğumuz hafta için, öbürünü de yıllık plana daha çabuk ulaşabilmek için kullanacağım. Kalem takmak için plastikten yapılmış bir de kalem halkası var, ancak uzun ömürlü olacağını düşünmüyorum. Kalemi doğrudan ajandaya takabilirsiniz. Renkli etiketlerimi, post-itlerimi de ajanda içinde saklayacağım.
2015'te verimli çalışmak ve planlı olmak için her şeyim hazır. Sizin için ajandaların hangi özellikleri önemli? 2015 ajandanızı aldınız mı?
13 Ekim 2014 Pazartesi
Pazartesi sendromu da neymiş? - Nasıl yazıyorum? #15
Geçen hafta pek verimli geçmeyince bu haftaya motivasyonu ve enerjiyi yüksek tutarak başlamak gerek diye düşündüm. Inc.com'un bu listesi ise sabah sabah bana gereken tek şeydi. Daha önce yazarken dinleyebileceğiniz müziklerden ve ortam/ses düzenleyici programlardan bahsetmiştim. Ya sizi yazmaya/çalışmaya motive eden müzikler neler? Benim motivasyon şarkım "Eye of the Tiger". Ya sizin?
29 Eylül 2014 Pazartesi
PhDometer - Nasıl yazıyorum? #14
Uzun bir aradan sonra "Nasıl yazıyorum?" serisine kısa da olsa yeni bir yazı ve uygulamayla devam.
PhDometer, PhD2Published'in geliştirdiği, bir dönem ücretsiz olarak indirilebilen, şimdi ise 2.99£'a satın alabileceğiniz bir uygulama. Uzun süre ben de direndim almamak için ama bir süredir yazma konusunda sıkıntılar yaşadığım için daha fazla dayanamadım. Bu uygulamanın diğer kelime sayaçlarından farkı yazarken ya da düzeltme yaparken sildiğiniz kelimeleri de kelime sayınıza eklemesi. Sayfalarca yazıp sonra silen, tabiri caizse destanlar yazıp düzeltme yaparken kuş gibi bırakan benim gibiler için moral anlamında büyük destek. Belki yazıyı bitirdiğinizde bu kelimeler ve çalışmalarınız görünmüyor olabilir, ama günlük yazma kapasitenizi görebilmek açısından önemli. Üstelik ne kadar sürede kaç sözcük yazdığınızı da gösteriyor uygulama. Ayarlarınızı belli bir kelime sayısına ulaşınca sizi uyarmasını sağlayacak şekilde yapabilir ya da sadece çalışma sürenizi göstermesini sağlayabilirsiniz. Bence tek eksiği, her gün yazdığınız kelime sayısını ve çalıştığınız süreyi hafızasında tutmuyor oluşu. Eğer bunların kaydını tutmak istiyorsanız, Twitter'da paylaşabilir, bir deftere yazabilir ya da Excel'de tablo hazırlayabilirsiniz.
İyi yazmalar :)
Not: Hani olur da merak ederseniz: Bu uygulamayı kendi imkanlarımla edindim. Bu yazı reklam amaçlı yazılmadı ve ben karşılığında hiçbir ücret almadım. Önerilerim sadece kendi deneyimlerime dayanıyor.
PhDometer, PhD2Published'in geliştirdiği, bir dönem ücretsiz olarak indirilebilen, şimdi ise 2.99£'a satın alabileceğiniz bir uygulama. Uzun süre ben de direndim almamak için ama bir süredir yazma konusunda sıkıntılar yaşadığım için daha fazla dayanamadım. Bu uygulamanın diğer kelime sayaçlarından farkı yazarken ya da düzeltme yaparken sildiğiniz kelimeleri de kelime sayınıza eklemesi. Sayfalarca yazıp sonra silen, tabiri caizse destanlar yazıp düzeltme yaparken kuş gibi bırakan benim gibiler için moral anlamında büyük destek. Belki yazıyı bitirdiğinizde bu kelimeler ve çalışmalarınız görünmüyor olabilir, ama günlük yazma kapasitenizi görebilmek açısından önemli. Üstelik ne kadar sürede kaç sözcük yazdığınızı da gösteriyor uygulama. Ayarlarınızı belli bir kelime sayısına ulaşınca sizi uyarmasını sağlayacak şekilde yapabilir ya da sadece çalışma sürenizi göstermesini sağlayabilirsiniz. Bence tek eksiği, her gün yazdığınız kelime sayısını ve çalıştığınız süreyi hafızasında tutmuyor oluşu. Eğer bunların kaydını tutmak istiyorsanız, Twitter'da paylaşabilir, bir deftere yazabilir ya da Excel'de tablo hazırlayabilirsiniz.
43 dakikada 977 kelime yazdım! Kelime sayısı ve yazma süresini ölçmek için uygulama arayanlara #PhDometer ı tavsiye ederim. @phd2published
— Defter Deffter (@DDeffter) September 29, 2014
İsmi sizi yanıltmasın. Sadece tez yazan doktora öğrencileri ya da akademisyenler için değil, bence yazma projeleri olan herkesin fayda sağlayabileceği bir uygulama. Böyle bir ihtiyacınız varsa denemenizi tavsiye ederim. İleriki zamanlarda tekrar ücretsiz indirme imkanı olursa mutlaka blogdan duyurusunu yapacağım.İyi yazmalar :)
Not: Hani olur da merak ederseniz: Bu uygulamayı kendi imkanlarımla edindim. Bu yazı reklam amaçlı yazılmadı ve ben karşılığında hiçbir ücret almadım. Önerilerim sadece kendi deneyimlerime dayanıyor.
7 Eylül 2014 Pazar
Bir defter hikayesi #2 - Tarif defteri
Bir baktım Ağustos ayı bitivermiş, benim yeni yazı yazma planlarım tatil ve hastalık nedeniyle suya düşüvermiş. Instagram'dan blog yazısı hazırladığımı görmüş ve yazı bir türlü gelmeyince merak etmiş olabilirsiniz. Nedenini rehavet olarak özetleyelim ve yazımıza geçelim.
Bu yazı bir tanıtım yazısı değil, bir defter hikayesi. Bu bloga başladığımda aslında ne kadar çok defterim olduğunu ve bu defterlerin çoğunu benim almadığımı fark ettim. Evet, defterlerimin çoğu hediye. Arkadaşlarım sanırım benim defter ve yazma sevgimi benden önce fark etmişler. İşin ilginç tarafı ise bu arkadaşlarımın birbirinden tamamen habersiz olması. Yani, nereye gidersem gideyim benimle tanışan kişilere yazma isteğimi ve sevgimi yansıtıyorum herhalde.
Bu sefer size bu hediye defterlerden birinden bahsedeceğim. Fotoğraflarda sıkça gördüğünüz bu turuncu deri kapaklı, zilli defterden.
İsviçre'ye öğrenci olarak ilk geldiğimde bir öğrenci yurdunda kalmaya başladım. Herkesin ayrı bir odası vardı ama mutfağımız ortaktı. Dezavantajları çok olsa da mutfağın ortak olması, bizim yeni arkadaşlar edinmemize, kaynaşmamıza ve yabancı öğrenciler olarak "yalnız" olduğumuz bu ülkede yalnızlığımızı bir nebze de olsa gidermemize yardımcı oluyordu.
İlk senemde o mutfak sayesinde bir çok yeni arkadaş edindim ve bu arkadaşlıklar ne mutlu ki yollarımız şu anda ayrı olsa da devam ediyor. Ortak mutfağımız sayesinde başka ülkelerin mutfaklarını, kültürlerini, insanlarını tanıma fırsatım oldu. İlk yılın sonunda yurttan ayrılan arkadaşlarımdan birinin hediyesi bu defter.
Hediye eden arkadaşım pasta yapmayı çok sever. Arkadaş grubumuzdan birinin doğum günü varsa pastayı hep o hazırlardı. Beraber bir çok kere pasta yaptık, ondan çok şey öğrendim. Ve arkadaşım yurttan ayrılırken bu defteri hediye etti bana. Ama hediye ettiği sadece bir defter değildi. İçine beraber yaptığımız ya da onun bize yaptığı ve bizim çok beğendiğimiz tarifleri ve yemek yapma ile ilgili sözler de yazmıştı. Elime alıp da sayfalarını karıştırdığımda duyduğum sevinci anlatmam mümkün değil. Arkadaşım ayrılıyor olabilirdi, ama bana beraber geçirdiğimiz anları her zaman canlı tutacak ve yanımdan ayırmayacağım bir hediye vermişti.
Evet, bu defter benim tarif defterim oldu. İnternette her türlü zevke hitap eden, nerede olursanız olun ulaşabileceğiniz, sayısız yemek blogu var ve belki de artık kimse tarif defteri tutmuyor. Ama ben hala beğendiğim yemekleri, tarifleri not ediyorum. Defterimi her açışımda arkadaşımı anmam da cabası.
Defterler başlı başına güzel hediyeler zaten, ama hediye edeceğiniz kişi ve onunla ilişkinizi düşünerek özelleştirirseniz bu onları bin kat daha güzelleştiriyor bence. Defterler boş kalmasın, ama mutlaka hikayeleri de olsun :)
Bu yazı bir tanıtım yazısı değil, bir defter hikayesi. Bu bloga başladığımda aslında ne kadar çok defterim olduğunu ve bu defterlerin çoğunu benim almadığımı fark ettim. Evet, defterlerimin çoğu hediye. Arkadaşlarım sanırım benim defter ve yazma sevgimi benden önce fark etmişler. İşin ilginç tarafı ise bu arkadaşlarımın birbirinden tamamen habersiz olması. Yani, nereye gidersem gideyim benimle tanışan kişilere yazma isteğimi ve sevgimi yansıtıyorum herhalde.
Bu sefer size bu hediye defterlerden birinden bahsedeceğim. Fotoğraflarda sıkça gördüğünüz bu turuncu deri kapaklı, zilli defterden.
İsviçre'ye öğrenci olarak ilk geldiğimde bir öğrenci yurdunda kalmaya başladım. Herkesin ayrı bir odası vardı ama mutfağımız ortaktı. Dezavantajları çok olsa da mutfağın ortak olması, bizim yeni arkadaşlar edinmemize, kaynaşmamıza ve yabancı öğrenciler olarak "yalnız" olduğumuz bu ülkede yalnızlığımızı bir nebze de olsa gidermemize yardımcı oluyordu.
İlk senemde o mutfak sayesinde bir çok yeni arkadaş edindim ve bu arkadaşlıklar ne mutlu ki yollarımız şu anda ayrı olsa da devam ediyor. Ortak mutfağımız sayesinde başka ülkelerin mutfaklarını, kültürlerini, insanlarını tanıma fırsatım oldu. İlk yılın sonunda yurttan ayrılan arkadaşlarımdan birinin hediyesi bu defter.
Hediye eden arkadaşım pasta yapmayı çok sever. Arkadaş grubumuzdan birinin doğum günü varsa pastayı hep o hazırlardı. Beraber bir çok kere pasta yaptık, ondan çok şey öğrendim. Ve arkadaşım yurttan ayrılırken bu defteri hediye etti bana. Ama hediye ettiği sadece bir defter değildi. İçine beraber yaptığımız ya da onun bize yaptığı ve bizim çok beğendiğimiz tarifleri ve yemek yapma ile ilgili sözler de yazmıştı. Elime alıp da sayfalarını karıştırdığımda duyduğum sevinci anlatmam mümkün değil. Arkadaşım ayrılıyor olabilirdi, ama bana beraber geçirdiğimiz anları her zaman canlı tutacak ve yanımdan ayırmayacağım bir hediye vermişti.
Evet, bu defter benim tarif defterim oldu. İnternette her türlü zevke hitap eden, nerede olursanız olun ulaşabileceğiniz, sayısız yemek blogu var ve belki de artık kimse tarif defteri tutmuyor. Ama ben hala beğendiğim yemekleri, tarifleri not ediyorum. Defterimi her açışımda arkadaşımı anmam da cabası.
Defterler başlı başına güzel hediyeler zaten, ama hediye edeceğiniz kişi ve onunla ilişkinizi düşünerek özelleştirirseniz bu onları bin kat daha güzelleştiriyor bence. Defterler boş kalmasın, ama mutlaka hikayeleri de olsun :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
































